12 Eylül 2012 Çarşamba

Ölüme Giderken Bile Trabzonspor


    

     Trabzon şehrinin futbolla yatıp futbolla kalktığı herkes tarafından bilinir. Bu şehirde futbolun insanların hayata bağlanış biçimi olduğu gerçeği de gözler önünde. Yıllarca beklenen özlem geçen yıl son buldu. Ama öncesinde beklenen o uzun yıllar, şehrin sabırsız olmasına neden oldu ve aynı zamanda sadece bir spor dalı olan futbolu, taraftarlığı çok abarttığımız gerçeğini (bence) belli ettik.

     Yıllardan beri gelen özlem, yalnızca futbol için nefes alan, tertemiz şampiyonluk görmek için atan kalpler bu şehir insanlarından başka kimseye ait değildi. Nitekim bu yolda çok kayıp verdi bu şehir. O mutluluğu yaşayabilmek için çok insan hayata gözlerini yumdu. Belki de nefes almalarına neden olan tek şey Trabzonspor’du…








   Son 19 yıl içerisinde, toplam 17 Trabzonspor taraftarı bu yolda hayata gözlerini yumdu. Kalp krizleri hariç… Nice taraftarlar geldi takımını statta destekledi. Ya desteklemeye giderken ruhları çıktı bedenlerinden ya da dönüş yollarında hayata gözlerini yumdular. İsimleri belki unutulmuş veyahut bazen aklımıza gelir gider oldu bu insanlar… Tek diledikleri o mutlu günleri, o şampiyonluk kupasını sonuna kadar destekleyeceği  Trabzonspor’lu futbolcuların elinde görmekti… Göremeden göçtüler bu dünyadan…

    Sadece Trabzonspor üzerinden örnek verdim hayatta olmayanlara. Çok insan vardır takımlarını desteklemek üzereyken hayata gözlerini yuman. Arkasında nice anılar bırakan… O insanları da analım, arkalarından dua etmeyi esirgemeyelim…









Gelelim yazının başlığına, merak edenlere bir sorum olacak… Evde oturuyorsunuz, birden rahatsızlandınız, kalbiniz sıkışmaya başladı. Bunu cidden hissettiniz… İlk olarak ne yapardınız ? Cevaplar şu şekilde olmalı sanki; en yakınımdaki insana haber veririm, apar topar hastaneye götürülmeyi isterim dimi ? En doğru ve mantıklı olanı bu şekilde olmalı degil mi ?

    Peki içimizden hangimiz, o anda o derece önemli olan bir zaman diliminde hızlıca evden hastaneye gitmek varken, odasına gider de Trabzonspor formasını giyinip hastaneye gider? Belki de yolda giderken kalp krizi geçirecek, hayata gözlerini yumacak… Aynı zamanda o kişi Trabzon’lu olmadığı halde bu davranışı gösteriyor. Sonuna kadar desteklediği takımın, gönül verdiği Bordo – Mavi renkli formayla son nefesini vermeyi amaçlamış olsa gerek…

    Anlatmak istediğim de bu işte… Futbol’u , Trabzonspor’u fazlasıyla önemsiyoruz, bazen de abartıyoruz… Yukarıdaki paragrafta anlattığım yaşanmış bir olay… Bu şehir sabırsız, bu şehir başarıya, mutluluğa aç. Bu şehir, bu şehrin takımı, bu şehrin takımını destekleyen taraftarı sevinmeye muhtaç…





5 Eylül 2012 Çarşamba

Sosyal Medyada Dostluk



          İnsanoğlu yaratıldığı günden itibaren her konuda  bir arayış içinde. Kendisine hayatının belli bir bölümünde yardımcı olacak,  güvenebilecek , az da olsa moral verebilecek, üzüntülerini, mutluluklarını paylaşabilecek, kendisini özel hissedebilecek  bir dost,  bir arkadaş arama peşinde.

     Öyle kişiler aranıyor ki, hayatında ailesi ile paylaşmadığı şeyleri, onunla paylaşmayı planlıyor. Kimsenin bilmediği, öğrenmek için can attığı, hayatının her anını o kişi ile paylaşabiliyor. Kendini mutlu ediyor bir bakıma. Rahatlıyor insan içindekini anlatınca. İçine atıp ta kanser olmuyor…

     Günümüz dünyasında gelişen teknoloji ,  başını alıp giden sosyal medya ile insanlar artık kendilerine güvendiği, sır tutan,  samimi dostlar buluyorlar. Tabi internet üzerinden tanışmanın verdiği dezavantajlar da ortada.

     Bundan 10 sene önce bilgisayarların, telefonların olmadığı zamanda günümüzde ki gibi internetin başında, gününü gün eden, zamanını  öldüren  insanlardan oluşmuyordu. İnsanlar yüz yüze görüşüyorlardı. Gruplar halinde toplanıp ya da karşılıklı olarak buluşup vakit geçiriyorlardı.





Ne yazık ki bulunduğumuz zaman biriminde insanlığın ne şekilde yetiştiğini, nasıl büyüdüğünü az çok görür durumdayız. Bu dezavantajı avantaja çevirmenin imkansız olduğunu düşünenler olabilir. Ne yazık ki internet üzerinden arkadaşlığın gerçekliğine inanmayanların çoğunlukta olduğu bir dünyada nefes alıyoruz.

   Yaşadıklarımdan, gördüklerimden esinlenerek diyorum ki sosyal medyada, orda şurda muhabbet ettiğiniz tanıştığınız kişileri, özel hayata dair bir şeyler paylaştığınız kişiyi gerçek hayatta yüz yüze görüp konuşmak arada ki samimiyetin kat be kat artmasına, dostluğun pekişmesine yarar sağlıyor.

   İnternetten, telefondan saatlerce yazışmaktan ziyade yüz yüze oturup konuşmanın yararını ve sosyalleşmenin boyutlarını o zaman fark edeceksiniz.Paylaşmak ayrı bir şey, dertleşmek ayrı bir şey … Dostluk gerçekten güzel bir oluşum…






   Hatrı sayılır sayıda dost kazandım, yüz yüze görüştüğüm, görüşemediğim, sesini duyduğum duymadığım nice insanlar… Hayatımı bileninden, daha yüzünü görmediği halde maddi manevi destek çıkanını gördüm… Hep samimiyetten ötürü, her muhabbet her sohbet samimiyet ile başladı ve aynı şekilde sonuçlandı…

   Tabi hep güzel yanlarından bahsettik, birde olumsuzluklarından bahsedelim… çok uzaklardan birisi ile tanışırsın, her şeyi konuşursun, hayatını anlatır sana, sana bağlanır adeta, yaşamında bir sorun oldu mu ilk senden yardım ister, ilk sana koşar gelir anlatır. Ama gün gelir her daim sana güvendiği halde bırakır gider seni, hani derler ya; yediği kaba pisledi diye, aynen bu şekilde.

   Diyemiyorsun bir şey, onca güzel günlerin olmuş tak diye gidiyor birden, ellerinden kayıp gidiyor uzaklara çok uzaklara… Kendi bilir diyorsun içinden sessizce gideni geri getiremiyorsun, kalanlar ile iyi geçiniyorsun her daim…


   Gazeteci bir abimiz ile konuşurken  laf arasına geldi; dostlar fikirlerini paylaşıyor ama karşıdaki kafasına yatanı alıyor gerisi boş kalıyor…Her yönüyle alsa fikri kendiside gelişecek, başkalarına ışık tutacak belki de…
   Dostu seçmek , doğru kişiyi bulmak önemli. Hele ki o heyecanı o samimiyeti gelecek günlere taşımak.Yeni insanlar tanımak, aracı olmak tadılacak duygulardan sadece bir kaçı. Siz siz olun o kişiyi doğru seçin ve mutluluğu arayın…






8 Temmuz 2012 Pazar

Gurbette Trabzonsporluluk - 2

            Yaz sezonu gelirken herkeste bir heyecan, tatil planları, deniz, plaj, kum. Ama bazıları var onların planları apayrı, yıl boyunca bekledikleri zaman geldi çattı. Memleketlerine dönme zamanı, rüyalarında süsledikleri şehri görmek, renklerine aşık oldukları takımı az da olsa görebilmek  için.
            
             Kimden mi bahsediyorum  ?  Tabi ki de gurbette yaşayan Trabzonsporlulardan. Ancak bu zamanlarda istediklerine ulaşıyorlar. Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde, kilometrelerce uzakta belki de rüyalarına giren şehre dönüş yolu başladı.




                                       




             Dönüş başladı ama gelmeyende var,  hasretle gün sayıp o anı bekleyen ve hayatında bir şeylerin ters gittiği zamanlara denk geldi bu tarih, ama yılmadılar dik durdular, biliyorlardı kaderleri buydu. Bu şekilde yaşamaya alıştılar.

             Bazıları da var takımın avrupa hazırlık kampı için tatil programını değiştiren, biletini erteleyen. Sırf takımı görebilmek, oyuncularla fotoğraf çekilebilmek, özlemini gidermek için. Havaalanında karşılamaya gidecek olanlar bile var. Tarifi imkansız bir sevgi bu. Onların duygularını anlayabilmek  çok zor. Onlar gibi olmak istemeyen çok kişi bulabilirim.


             



              İşi gücü olan, tatile gitmesi zor olanları da var bu kişiler arasında. Ne yapmalı ne etmeli diye düşünen, çaresizlik duygusunu en üst seviyede yaşayanların bile tek ilacı Trabzon ve Trabzonspor !

     Yurt dışında yaşayan Trabzonlu olmayıp Trabzonspor’u tutanlarda var. Hayatında Trabzon’u görmemiş ama bir Trabzonlu gibi şehri ve takımı seven, takımın yurt dışı kampı için ülke değiştiren taraftarlardan bahsediyorum. Zoru ne bu insanların ?  Tek cevabı var o da ; Bitmeyecek olan sevdaları…







    Şunun da bilincinde hepsi ; Gün gelecek bu güzel zamanlarda bitecek. Yine evlerine, okudukları, yaşadıkları, para kazandıkları topraklara dönecekler. Önümüzdeki yaz için yine gün saymaya başlayacaklar, özlemler yine artacak her sene bu şekilde devam edecek. Bir nebze olsun özlemlerini dindirecek bir şey var. O da yastığının altında sonsuza dek duracak hatıra fotoğrafları…
    

























                                            

6 Temmuz 2012 Cuma

YEDERLI

    İzzet Öztürk arkadaşımızın hiçbir maddi kazanç düşünmeden hazırlamış olduğu, aynı zaman tasarımın Nevzat Şakar'a gösterilip beğendiği ' YEDERLI ' t-shirtlerinin vektör dosyalarını aşağıdaki bağlantıdan elde edebilirsiniz.

   Kullanacak olanlardan tek isteğimiz bir yetimi sevindirmesi ve Tv Bordo Mavi kampanyasına destek vermesidir.















                     

12 Mayıs 2012 Cumartesi

Profesyonel Irkçılık


        Futbol;  barış, kardeşlik,  fair-play, rakibe saygı çevresinde gerçekleşen bir spor olarak bilirdik eskiden. Şimdiler de ise ne rakibe saygı kaldı, ne de seyir zevki bıraktılar biz futbolseverlerde. Son yıllarda ise ‘Irkçılık’ adı altında siyahi futbolculara, rengiyle ilişkilendirerek küfür ve hakaretler gördük. En son örneği de Fenerbahçeli oyuncu Emre Belözoğlu’nun  Trabzonspor’un siyahi oyuncu Zokora’ya yapmış olduğu Irkçılığı seyrettik canlı olarak.




     Profesyonel oyuncuların yapmayacağı hareketler diye bilirdik. Oyuncu sahaya çıkar futbolunu oynar taraftarını sevindirir ya da üzer ama rakibine böyle eylemlerde bulunmazlardı. Sadece ülkemizde değil İngiltere’de bir örneğini gördük. Evra’ya Suarez tarafından yapılmıştı benzer bir saldırı.


Karşısında ki rakibi kendinden küçük görmek, hor görmek, aşağılamak, küfretmek, ten rengi ile ona hakaret etmek, ve bunu her türlü kanıtlanmasına rağmen kabullenmeyip hala ben profesyonel bir futbolcuyum diye gezmekte içler acısı bir durum.


Kimseye küfretmedim diyen futbolcunun yaptıkları bunlarla sınırlı değildi. Türkiye – Hırvatistan karşılaşmasında kale direğinde yaslanarak, kale arkasında ki taraftarlara küfür edende aynı kişi.Aynı zamanda profesyonel diyoruz bu oyuncuya.

Yaptığı davranışın ufak çaplı bir karşılığını da aldı maç içerisinde. Herkes beklemiştir kalkıp da kavgaya tutuşmasını .Belki de bunu istemişti yaptığı hatanın farkında olduğunu ve maç içerisinde de başka bir reaksiyon göstermedi. Ama ne olursa olsun profesyonel olmadığını bir kez daha gösterdi biz futbolseverlere. Bir kez daha nefretini kustu taraftar kendisine.

Olayın diğer tarafına bakalım şimdide. Kendisine yapılan ırkçılığa rağmen çıkıp oyununu oynadı Zokora. Küsmedi futbola,  belki hayatında ilk defa böyle bir şey ile karşılaştı, ama o ne kadar profesyonel olduğunu bizlere gösterdi. Mücadelesini sonuna kadar sürdürdü taraftarın kalbinde taht kurdu oyunuyla yüreğiyle.

Tüm dünyaya gösterdi tepkisini gereken desteğide  aldı taraflı ve tarafsızca. Irkçılığa maruz kalanlara öncü oldu belki de, kimse bize hakaret edemez, küçümseyemez dedi yaptığıyla. Sonuna kadar da haklıydı. Gerçekleri bir kez daha gösterdi tüm dünyaya. Seremonide tavrını belli etmişti zaten elini sıkmayarak.






     Son olarak kendisine  yapılan davranışa tepkisini koyan  Zokora’ya ; bulunduğu ruh hali dolayısıyla verilen desteğin artması sevindirici bir durum. Aynı zamanda bizlere bir kez daha gerçek yüzünü gösteren Emre Belözoğlu’na gereken tepkinin artması bazı kamuoyu organlarının hoşuna gitmese de olması gereken bir gerçeği gün yüzüne çıkarmıştır.


Siz siz olun hiçbir siyahi  insana ırkçı söylemlerde bulunmayın. Ya da bulunun sonucuna da katlanın…











                    

23 Nisan 2012 Pazartesi

Gurbette Trabzonsporluluk

    Gurbette Trabzonsporluluk çok farklıdır.Taraftarın duyduğu özlem apayrıdır.Trabzon'da yaşayan insanlar gibi değildir.2 haftada bir maça gidemez onlar.Bekleyişleri çok uzundur çok.Duydukları özlem tarif edilemez, onların yerinde olmak istemez insan.Ama kaderimiz bu derler, isyan etmeyip ilk gün ki gibi severler ve desteklerle takımlarını.




      Ağızlarında hep Trabzonspor vardır.Hiç eksik etmezler, her cümlede bir Trabzon kelimesi mutlaka geçer.Yaşayış amaçları olmuştur takım, hayata tutundukları daldır onlar için Trabzonspor.Dualarında hiç eksik etmezler, kimisinin babası ağır hastadir, hayati tehlikesi vardır ama o yine Trabzonspor'u eksik etmez, babası gözlerini açsında takımı görsün der.Öyle mutlu olsun der hep içinden.Öyle dua eder...

      Gurbette takımı desteklemek apayrıdır.Gün sayarlar takımı görmek için.Kimisi vardır; Avrupa kupasında yaşadığı şehrin takımıyla aynı gruba düşsünde Trabzonspor buraya gelsin, takımımı burada göreyim diye dua eder.Öyle ki duası kabul olur, yaşadığı şehrin takımı ile aynı gruptadır Trabzonspor.Ondan sonra da gün sayar, 2 ay öncesinden başlar gün saymaya, aynı askerler gibi şafak tutar.Takımı gelir, kamp yaptığı otelin önünde bekler usulca, futbolcuları görmek onlar ile fotoğraf çekilmek için can atar.




     Trabzonspor kendi ülkesinde kamp mı yapacak ? Orada yaşayan Trabzonspor taraftarından mutlusu yoktur dünyada.Çünkü takımı yılda bir iki kez görme imkanı vardır.Bunu kaçırır mı hiç ? Takım maç mı yapacak yaşadığı yerde, ne yapar eder takımın ineceği hava alanı ve saatini öğrenir,kilometrelerce uzaklıktan gelir yerinde karşılar takımı.Böyle mutlu olur gurbette ki taraftar.Öyle hazırlar kendini.Maç günü gelir, hayatında yaşayamayacağı anlardır o anlar öyle destekler takımı.

    Biletleri günler öncesinden tüketir gurbette ki insan.Sabahleyin erkenden kalkar bilgisayar başında biletini alır.Bu şansı kaybeder mi hiç ? Sabahlara kadar uyuyamaz, tuttuğu takım yanına geliyor, hayatının anlamı olan takımı görecek.Uyku tutar mı hiç ? 




   Bir özlemdir gurbette ki taraftar için Trabzonspor.Hayatın anlamıdır onun için.duvarlarında hep o renkler vardır.Bordo - Mavi dir, hayat onun için.Başka renk bilmez onlar.Aklı fikri hep Trabzonspordur.Onunla üzülür, onunla mutlu olur, tüm duyguları onun sayesinde yaşar.
  
  Trabzon'da yaşayan taraftar ile farkı budur aslında.Düşüneceği varı yoğu Trabzonspordur.Uzaktır ona ama kaderi budur.Bilincindedir her şey, unutamayacağı anları hafızasına yer edinir.

        Peki siz ? Gurbetteki taraftarın yerinde olmak ister misiniz ? 

15 Nisan 2012 Pazar

Ceset Var Ruh Yok

   Hafta ici 120 dakika futbol oynayan takima karsi sahaya cikiyorsun, buna onceden cok iyi hazirlanmalisin, oncelikle kazanmayi istemelisin, kazanmaya icten inanmalisin, yemin etmelisin ...
  Sahada silik bir takim, mac oynamayi istemeyen, karsi takima cokca pozisyon veren, organize hucum edemeyen bir takim gorduk bugun, hee birde Ruhsuz bir takim !
  Takim olarak kaybettik bugun, hemde tek bir pozisyon bularak, organize olamadiktan sonra, bireysel sansimizi denesekte fayda etmedi, edemezde.Deplasmanda geriden gelip yendigimiz Besiktas macina bakin, ne kadar istekli ve arzuluyduk, tek sutlari gol olmustu, o macta cesedimizde vardi ruhumuzda !
  Galibiyete inanmadiktan sonra, zaferi hedeflemedikten sonra hicbir basari elde edemezsiniz ! Tarihte ornekleri gorulmustur bunlarin.
  Simdi gelipte hocaya sovmek, futbolcuya hakaret etmeninde neresi dogru ? Ayni takim bizi zaman zaman sevindirdi, zaman zamanda uzdu...Takim olarak kaybettik, herkes suclu, gunah keciside aramayalim...
  Ruhsuz bir Trabzonspor'da hic cekilmiyor, goze gelen hos futbol yok, futbolcu isteksiz, bedenen sahada ama kalben ortalikta kendinden eser yok...
  Bu aksamdan ders almistir diye dusunuyorum takim.Onumuzde ki maclarda daha istekli cikarlar sahaya diye umuyorum, taraftari uzmemek icin ellerinden gelen gayret ve cabayi gorucegimize inanmaliyiz.. 
  Son olarakta, sinirlerinizin gerilip, uzuldugunuz, hakaret ettiginiz, bazilarinin ileri gidip kufur ettigi oyuncularin, tuttugunuz takim icin mucadele ettigini, sizi sevindirenlerinde onlar oldugunu unutmayin !

3 Nisan 2012 Salı

Taraf Degil Taraftar Olmak

  Ayni renklere asigiz, ayni takim icin atar kalbimiz her zaman, ama insan kendi dusuncelerine karsit bir dusunce gorunce karsisinda bu duygulari unutuyor birden.

 Ofkeyle, hiddetleniyor insan, Trabzonspor'u dusunmuyor o anda, karsisindaki insanla ayni takimi destekledigini unutuyor, saldiriyor karsiya, kendi dusuncesini savunuyor, bunun kime faydasi var ?

  Statta yanyana takimini destekledigi, tezahurat ettigi kisiye, kendi dusuncesine zit birsey ifade ettiginde basliyor kavga, kufur, hakaret...

  Takimi desteklemek yerine, ayni renklere gonul verdigi insana taraf oluyor...Karadeniz insani biraz da boyle, cabuk sinirlenen sabirsiz insanlariz, agzimizdan cikana dikkat etmiyoruz bazi zamanlar, buda kotu sonuclar dogurabiliyor.

 Ofkemizi kontrol edemiyoruz, agzimiza gelenleri soyluyoruz karsimizdakine, o anda dusunmuyoruz biz kimiz ? Ayni takimin taraftariyiz, ama birbirimize saldiriyoruz !

 Ne zaman ogrenecegiz, Taraf Degil Taraftar Olmayi ? ...







13 Mart 2012 Salı

Trabzonspor'lu Olmak

Trabzonspor'lu olmak; sabirsiz olmaktir.Her mac galip gelmek istemektir
Trabzonspor'lu olmak; takimi galip geldiginde sokaklara dokulmektir,sonuna kadar sevinmektir.
Trabzonspor'lu olmak; haksizliklara karsi baskaldirmaktir.Her zaman haklinin yaninda olmaktir.
Trabzonspor'lu olmak; takimi maglup oldumu, takimina duydugu sevgiyi azaltmamaktir...
Trabzonspor'lu olmak; sampiyonluk kactimi kendi canina kastetmektir.
Trabzonspor'lu olmak; sahip oldugu degerlere sahip cikmaktir
Trabzonspor'lu olmak; statukolari yikmaktir
Trabzonspor'lu olmak; zorluklara karsi gogus germektir
Trabzonspor'lu olmak; kimi zaman gozyasi dokmek, kimi zaman sevincten havalara ucmaktir.
Trabzonspor'lu olmak; deplasman masraflari icin esinin altinlarini bozdurup masraflari karsilamaktir.
Trabzonspor'lu olmak; futbolda hicbir seyin imkansiz olmadigini gostermektir.
Trabzonspor'lu olmak; umudunu son anlara kadar tasimaktir
Trabzonspor'lu olmak; takimi geriye dustugu halde, galibiyetin gelecegine inanmaktir.
Trabzonspor'lu olmak; deplasman tribunlerini tamamiyle doldurmaktir.
Trabzonspor'lu olmak; kendinden ustun rakiplere kafa tutmaktir.
Trabzonspor'lu olmak; dunyaya kafa tutmaktir,buyuk hayalleri gerceklestirmis olmaktir...
Trabzonspor'lu olmak; sinirli, asabi olmaktir, Karadeniz'in hircin dalgalarinda dogmaktir.
Trabzonspor'lu olmak; herkesin dilinde olmaktir...



Trabzonspor'lu olmak... Trabzonspor'lu olmak Cok Sey Demektir ...

11 Mart 2012 Pazar

Bazen Gidesim Geliyor Uzaklara

   


               Arayıp soruyorlar alışabildin mi diye, nasıl güzel mi oralar diyorlar.Cevap bazen değişiyor, bazen ise hep aynı.Alıştım diyorum bazen, bazen ise alışmadığımı söylüyorum.O zaman sorular ekleniyor.Neden, Niye, Niçin...
             
              Nedeni belli, tek başınasın yanında kimsen yok.Bazen diyorsun ki kendimi buradan kaçırayım.Beni sevenlerin yanında olayım diyorsun.Ama olmuyor işte, yapamıyorsun.Yapsanda eskisi gibi olmuyor.

             Bazen gidesim geliyor uzaklara....Burada mutsuz olduğunu anlıyor insan.Duvarlar üstüne geliyor.Burda kar bile farklı yağıyor bazen.Aynı yağsa bile sen farklı algılıyorsun.Çünkü uzaktasın her şeyden.

         Bazen sevinçli bir haber geliyor.Yüzün gülüyor saatlik, dakikalık belki de saniyelik bir gülümseme...Hep karamsar düşünüyor insan.Karamsarlıktan mutluluğa giden bir yol buldun mu şanslısın...O yolda hiç düz değil.Bazen engeller çıkıyor önüne geçemiyorsun o engelleri.Seni dahada geri götürüyor..

        Bazen bakıyorsun tam kendine geldin, tam hayatın düzene giriyor.Birisi çıkıyor yerin dibine sokuyor seni...Takma diyor uzaktakiler, kolay mı takmamak ? Gelde yaşa yaşadıklarımı o zaman takmamak, takamamak ne demek öğreniyorsun

     Bazen seni mutlu eden insanlar karşına bir çıkıyor, keşke hiç gitmeseler diyorsun, ama onlarda uzaklaşıyor senden, keşke onlarla gitsem diyorsun, ama sonra farkına varıyorsun imkansızı istediğini

   Bazen Gidesim Geliyor Uzaklara...Bir daha dönmemek üzere gitmek geliyor içimden ...Mümkün mü sizce ?



   

10 Mart 2012 Cumartesi

Yalnizlik Omur Boyu

Yalnızlık nedir bilirmisin arkadas ?
Hic yalniz kaldin mi sen ?
Tek basina, basin avuclarinin icinde kaldi mi hic ?
Gurbette yasadin mi hic ? Aileni ozledin mi hic ? Ben ozledim...
Yalnizlik nedir bilirmisin arkadas ?
Mutlu insanlar gorursun, annesi babasi kardesi yanindadir, peki sen kendine baktin mi hic ?
Nerdeyim ben dedin mi ? Napiyorum ben burda tek basima ? Bu sorulari sorun mu kendine ?
Evet ! Ben sordum... Aldigim cevap hic degismedi ...
Yalnizlik Omur Boyu....
Bakarsin cevrene...Insanlar arkadaslariyla gezer tozar eglenir...birde kendine bakarsin
Yine her zaman ki gibi yapayalnizsin...Arayan soranin yoktur...
Vardir birkac dostun...Arayip hatrini sorarlar ilk baslarda...Sonra onlarda kesilir
Bi bakmisin ki yine tek kalmissin...Yine ayni duygulardasindir...Cevap hic degismemistir...
Yalnizlik Omur Boyu ...
Icinde bulundugun durumdan kurtulmak icin baska yollar ararsin...
Arkadas cevresi edinmeye calisirsin...Tam buldum dersin...Artik bende yalniz degilim dersin...
Ortamdan dislanirsin...Sevmezler seni...Paran yoktur...Ciks giyinemessin onlar gibi...
Yine tek basina kalirsin...Yine ayni soruyu sorarsin kendine...Ama cevap suana kadar degismemistir
Yalnizlik Omur Boyu ...