25 Aralık 2013 Çarşamba

Rüyadan Uyanış





    Geriye dönüp bakarsın, sanki yaşanan her şey, hiç bir şey ifade etmez. Bilemezdin böyle olacağını, geleceği göremezdin. Hayal kurardın sadece. Arada ki mesafeleri bu hayallerle kısaltırdın bazı zamanlar. Bazı zamanlar ise bunlar bile yetmezdi. İşte o anlar geldiğinde sorgulamaya başlarsın.
    Aylar öncesine geri dönersin her şeyin çok güzel olduğu anlara, en güzel anların geçtiği zamanlara, karşılıklı sözlerin verildiği, aradığın cevabın onun gözlerinde olduğu günlere… Şimdi o gözleri göremezsin, o parlak ve ışıldayan, baktığında kendini görebildiğin gözler yoktur şimdi karşında.
    Başını yastığa koyduğunda, film şeridi gibi geçer anılar. Sen onu her an düşünüyorsundur ama o senin gibi mi hissediyor bilemezsin. Artık seninle konuşmuyordur, yazmıyordur. Düşündüğünü, umursadığını zannediyorsundur ama gerçek bundan farklıdır belki de. İşte bu duyguya kapıldığında umutsuzluk ve karamsarlık başlar.
    An gelir kafana takılır söylediği her şey. Beklersin bir gün geri dönecekmiş gibi. Zaman geçer umutlar tükenir. Günler geçer sabrın biter. Her şeyin yanlış olduğunu o an anlarsın. Boşuna beklediğini, yok yere ümit ettiğini. O sensiz başka bir hayat seçmiştir. Sensiz de mutlu olduğunu görürsün. Yalan olduğunu anlarsın sevginin.
    Baştan başlarsın silmeye, fotoğraflarını silersin önce her gün yatmadan önce bakarak uyuduğun, ardından sana aldığı hediyeleri atarsın. O ise çoktan yok etmiştir onları. Onu hatırlatan her şeyden kurtulursun yavaş yavaş. Peki anılardan kurtulabilir misin ? Onlar hep seninledir. Unutmak kolaydır derler ama sana göre unutmak çok zordur. Her zaman aklına gelir yaşadıkların. Bunlardan kurtulmanın tek yolu da nefret etmektir.

    Sevin, sevdirin, mutlu olun, mutlu ettirin, değer verin, en değerlisi olun, güvenin, güven verin, keyfi ve gelip geçici duygularla karşınızdakinin duyguları ile asla oynamayın,  yarı yolda bırakmayın. Yoksa her şey anlamsızlaşır. Hepsinin yalan olduğu an gelir. Bakmışsın ki rüyadan uyanmışsın…

1 Mayıs 2013 Çarşamba

Açıklanamayan Sevgi


      



       Gerçeği görmek mi desem yoksa kader mi belirsiz. Tek bir açıklaması var içten gelen bir sevda bu. Başka açıklaması olamaz.

      İsmini açıklamadan birisini anlatacağım. Kendisi Iğdırlı. 19 yaşında ve 9 yaşından beri Trabzonsporlu. Sevdalısı, müptelası adeta...

      Küçük yaşta futbola dair pek bir ilgisi olmamakla birlikte sadece Galatasaray ve Fenerbahçe’nin ismini biliyormuş. Dayısı öncü olmuş Trabzonspor sevdasının başlamasına. İlk ve tek bildiği şey de renkleri : "Bordo – Mavi"...






         Renklerine sempati duymuş önce, sonra çılgın taraftarına. Yavaş yavaş filizlenmiş içinde Trabzonspor aşkı. Büyümüş, büyürken  içinde ki sevda da katlanmış. Daha Trabzon’u görmemiş. Ama sanki bizden biri gibi davranmış, içimizden biri gibi. 2-3 okul değiştirmiş. Gurbete gelen Trabzonlu ve Trabzonsporlu kişilerle tanışmış, mutlu olmuş.

      Kim mutlu olmaz ki ? Sevdalısı olduğu şehirden insanlar gelmiş yanına. Daha fazla sevmiş. Daha çok öğrenmiş şehri , takımı. Kısaca her şeyi. Artık kafaya koymuş Trabzon’a gitmeyi. Rüyalarını süsleyen, küçüklük hayali olan şehre gitmeyi, oraları görmeyi, havasını solumayı… Kim istemez ki?

       Hayali bir gün gerçek olmuş. Gitmiş görmüş Trabzon’u. Bir insanın en çok sevdiği şey bir gün gerçek oluyor. O an dünyada ki en mutlu kişi O olsa gerek… 





    Kimin aklına gelir ki tanımadığı bilmediği şehrin takımına sevdalanmak. Hadi biz memleketimizin takımını tuttuk, peki ya diğerleri ? Onların amacı neydi ? Cevap bulunmuyor bu sorulara. Tek bir açıklaması olabilir belki de : Karşılıksız Sevgi…

  Çok insan var burada anlattığım arkadaşım gibi. Niceleri var sebepsiz ve karşılıksız Trabzon’u seven. İhtiyacımız var onlara. Onların da bize. Her zaman ve her daim Bordo – Mavi renkleri sevmek dileğiyle…